KUZEY İTALYANIN İNCİSİ COMO GÖLÜ
LECCO VE COMO
4,5 saatlik keyifli bir tren
yolculuğundan sonra Tirano’ya iniyoruz. Tirano’da kalıcı değiliz. Gurup
toplandıktan ve kısa bir ihtiyaç molasının ardından konaklayacağımız Lecco
şehrine doğru yola çıkıyoruz. Artık çevremizde Akdeniz bitki örtüsü,
palmiyeler, meyve bahçeleri hâkim.
Lecco, İtalya’nın kuzeyinde, Lombardiya bölgesinde yer alan ve ünlü Lombardiya Göller bölgesinin en huzurlu şehirlerinden biri. Dünyaca ünlü Como Gölünün güneydoğu kolunun en uç noktasında, heybetli Bergamasque Alplerinin eteğinde kurulmuştur.
Como kasabasına kıyasla daha az
kalabalık ve daha yerel bir atmosfere sahiptir. Bir yanında dingin bir göl
manzarası – ki bizim konakladığımız otel odamız böyle bir manzaraya bakıyordu-
diğer yanında ise tırmanışçıların gözdesi olan Resegone ve Grigna gibi dik
kireç taşı blokları yükselir.
Motitone olarak bilinen, göl kenarında yükselen 96 metrelik çan kulesi şehrin ana simgesidir. Adda Nehrinin gölden çıktığı noktada yer alan, 14. Yüzyıldan kalma tarihi kemerli taş köprü Ponte Azzone Visconti diğer bir simgesidir.
Göl kenarı yürüyüş koridorunun yanı sıra ; rüzgar sörfü, kitesurf, yelken sporları için çok uygun. Konakladığımız yağmurlu ve fırtınalı gecenin sabahında bu havayı değerlendiren sörfçüler gölün koyu mavi, dalgalı sularında süzülen rengarenk kelebekler gibiydi.
Kahvaltı sonrası Como kasabasına
doğru yola çıkıyoruz. Como Kasabası Como gölünün güney batı kolunun en uç
noktasındadır. Alp dağlarının eteğindeki manzarası ve kıyılarına dizilmiş
tarihi villalarıyla Avrupa’nın en prestijli tatil beldelerinden biridir. İpek
üretimiyle tarihsel bir üne sahiptir. Gotik Mimarisi ile öne çıkan Como
Katedrali, tarihi şehir surları ve göl kıyısındaki yürüyüş kordonu şehrin odak
noktaları.
Como’ya ulaştığımızda göl kıyısında kısa bir yürüyüşle bizi bekleyen teknemizle buluşuyoruz. Yaklaşık bir saatlik tekne turu ile ünlülerin villalarını / yalılarını görme şansımız olacak.
Limanın hemen çıkısında bir köprü ana karaya bağlanmış metal bir anıtın yanından geçiyoruz. Bu dünyaca ünlü mimar Daniel Libeskind tarafından tasarlanan Life Electric anıtı; 2015 yılında açılmış. Anıt, elektriğin dinamik gücünü ve iki kutup arasındaki gerilimi simgeleyen kırıklı, geometrik paslanmaz çelik formlardan oluşmuş. Yaklaşık 16,5 m. yükseklikteki anıtın çelik yüzeyleri gölün suyunu, gökyüzünü ve ve çevredeki dağ manzaralarını yansıtacak şekilde tasarlanmıştır.
Bu anıtın buraya yapılma nedeni
ise Como şehri, tarihteki en önemli bilim insanlarından biri olan ve elektrik
pilini icat eden Alessandro Volta’nın doğum yeri olmasıdır. Şehir halkı ve
İtalya, bilim insanının anısını yaşatmak için şehirde çeşitli yapılar inşa
etmiştir. Life Electric anıtının yanı sıra Tempio Voltiano ( Volta Tapınağı )
ve şehir merkezinde Volta’nın heykelinin bulunduğu Piazza Volta meydanı gibi.
Volta Tapınağı’nın da önünden geçip göl kıyısında ormanlık alanın içine dizilmiş çoğu somon sarısı renginde villaları kaptanımızın verdiği bilgiyle izliyoruz. Kimi villanın önünde iyice yavaşlayıp daha ayrıntılı bilgi veriyor.
En çarpıcı isim George Clooney. 18. Yüzyıldan kalma Villa Oleandra’yı 2002 yılında Heinz ailesinden satın almış. Yanındaki üç villayı da satın alarak bunları birleştirmiş. Clooney’in buraya yerleşmesi bölgeye yönelik küresel ilgiyi ve gayrimenkul değerlerini yaklaşık ona katlamıştır. Yaz aylarının önemli bir kısmını eşi ve dostlarıyla burada geçiren Clooney Brad Pitt, Julia Roberts,Prince Harry ve Meghan Markle, Barrack Ve Michelle Obama gibi ünlü isimleri konuk etmiş. Como kıyısında ayrıca Sir Richard Branson, Madonna, Versace ailesi, Mauro İcardi, Sir Elton John, Heinz ailesi gibi bir çok ünlünün villası yer almakta. Göl kıyısında ayrıca Star Wars ve James Bond Casino Royale çekimlerinin yapıldığı müze / villa; Villa Del Balbianello ve Villa Carlotta gibi botanik bahçeleriyle ünlü, ziyarete açık tarihi saraylarda bulunmaktadır.
Zenginin malı züğürdün çenesini yorar misali bu güzel mekanları göl üzerinden izleyip karaya çıktığımızda tarihi şehir merkezini ve Como Katedralini gezip üzerine soğuk bir Como dondurması yiyoruz.
Temmuz 2026
Yazı ve Fotoğraflar:
Mehmet Cengiz TÜMER



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder