29 Temmuz 2026 Çarşamba

 

İKONİK BİR TREN YOLCULUĞU: BERNİNA EKSPRESİ

İZİNDE İSVİÇRE KENTLERİ: ZÜRİH, LUSERN, FLİMS, LUGANO

Ölmeden önce yapılacaklar listemden bir maddeyi daha hayata geçirmek için İsviçre’deyiz.  Bizi çok sıcak ve nemli bir Zürih karşılıyor. Bungun bir hava. Gün içinde bu hava bizi bayağı zorlayacak.


Zürih, İsviçre’nin en büyük şehri ve ülkenin ekonomik, finansal ve kültürel merkezidir. İsviçre’nin resmi başkenti ise Bern’dir. Zürih Gölünün kuzey kıyısında ve Limmat Nehrinin doğduğu noktada yer alır.

Limmat Nehri’nin her iki yanına yayılan Eski Şehir bölgesi; dar taş sokakları, ikiz kuleli GrossMünster Kilisesi ve Avrupa’nın en büyük kule saatine sahip St. Peter Kilisesi ile büyüleyici bir atmosfere sahip. Bizim Zürih’te olduğumuz zaman diliminde Grossmünster kilisesinin dış cephesi renovasyon için kapalı idi ancak saat 10.00 ile 14.00 arası içerisini gezebiliyordunuz. Öğle yemeği sonrası Zürih’in bungun havasından kaçıp sığındığımız mekan oldu.


Göl kıyısından başlayıp tren garına kadar uzanan Bahnofstrasse, dünyanın en prestijli ve lüks caddeleri arasında sayılır.

Göl kıyısındaki yürüyüş parkurları, temiz havası ve gelişmiş toplu taşıma ağıyla dünyanın yaşam kalitesi en yüksek şehirlerinden biri kabul edilir.

St. Peters kilisesinin önündeki köprünün üzerinde karşı kıyıya sıralanmış hepsi bir zamanlar çeşitli meslek odalarının loncaları olan bugünse otel ve restoran olarak kullanılan renkli taş binaları izliyoruz. Köprüden geçip dar sokaklarda kayboluyoruz. Bu arada 400 yıllık bir pastaneyi de ziyaret ediyoruz. Öğle yemeği öncesi yine köprüden karşıya geçip tarihi Zürih kentinin kurulduğu yerdeki kaleye tırmanıyoruz. Şimdi biraz ağaçların gölgesinde dinlenme, nefeslenme ve aşağıdaki Limmat Nehrini ve nehrin Zürih Gölüne döküldüğü manzarayı seyretme zamanı.



Öğle yemeği için tekrar karşı kıyıya geçiyoruz ve buradaki taş sokaklardaki restoranlardan birinde öğle yemeğimizi yiyoruz. Yemek sonrası bunaltıcı Zürih sıcağından kurtulmak için kiliseye sığınıyoruz.

Saat 16.00 da Lusern’e geçmek için göl kıyısında bizi bekleyen aracımızla buluşuyoruz.

Zürih, Lusern arası yaklaşık bir buçuk saat. Biz aracımıza binip Zürih’in dışına çıktığımızda karşımızdaki İsviçre Alpleri’nin zirvelerini karabulutlar kaplıyor ve şimşekler çakmaya başlıyor. Bir süre sonrada şiddetli bir sağanak yağmurun içine giriyoruz. Zürih gün içindeki tüm sıkıntısını üzerimize boşaltıyor.

Yağmur sonrası Lusern’e varıyoruz. Otelimiz Lusern gölüne ve şehir merkezine yürüyüş mesafesinde. Odamıza yerleşip yağmur sonrası Lusern gölünün kıyısında yürüyüş yapıyoruz. Yağmur sonrası güneşin yumuşak ışıkları bize eşlik ediyor.

Sabah güzel bir kahvaltıdan sonra yürüyerek Lusern merkeze geçiyoruz. Lusern Zürih’e göre daha romantik daha sevimli bir şehir. Göl kıyısından gölü besleyen nehrin kıyısında yürüyoruz.

Lusern;  İsviçre’nin merkezinde, Dört Kanton Gölü kıyısında ve İsviçre Alpleri’nin eteğinde yer alan, ülkenin en fotojenik ve turistik şehirlerinden biri. Büyüleyici doğası ile tarihi dokusunu mükemmel bir şekilde harmanlar.




Nehir kıyısından ayrılıp dar sokaklara ve o sokakların açıldığı, cepheleri desen desen boyanmış eski tarihi yapıların yer aldığı küçük meydanlara vuruyoruz kendimizi. Tekrar nehir kıyısına indiğimizde bizi  karşımıza Şapel Köprüsünün girişi karşılıyor.


Kapellbrücke; 14. Yüzyıldan kalma bu üstü kapalı ahşap köprü, şehrin ve İsviçre’nin en bilinen simgelerinden bir. İçerisindeki üçgen tavan tabloları ve hemen yanındaki sekizgen su kulesi ile ünlü bir yapı. Çiseleyen yağmur hızını arttırınca köprüye sığınıyoruz ve Coop’tan aldığımız sandviçlerle öğle yemeğimizi bu tarihi ve romantik köprünün oturma sıralarında yiyoruz.

Yağmur biraz hafifleyince tekrar Lusern’in taş sokaklarına dönüyoruz. Reuss Nehrinin karşı kıyısı boyunca uzanan tarihi merkez, fresklerle süslü bina cepheleri ve orta çağdan kalma Musegg surlarını karşıdan izliyoruz.

Göl kıyısına dönmek için nehir kıyısında yürümeye devam ederken kentin çift soğan kubbeli kilisesi karşımıza çıkıyor. İçeri girip zengin işlemeli duvarları, kubbeleri izliyoruz. Nehir ile gölün birleştiği noktada yer alan ikinci ahşap köprüden nehrin karşı kıyısına geçiyoruz. Aracımızla buluşuncaya kadar kalan sürede biraz dinlenmek, biraz yeniden başlayan yağmurda ıslanmamak için küçük sevimli bir kafede kahve molası veriyoruz.

Bir sonraki rotamız; Bernina Ekspresinin başlangıç noktası olan Chur kasabasına yarım saatlik mesafedeki Flims dağ kasabası, kayak merkezi.




Flims. İsviçre’nin doğusunda, Graubünden kantonunda yer alan büyüleyici bir dağ kasabası ve doğa sporları merkezi. Deniz seviyesinden yaklaşık 1100 m. yükseklikte bulunan kasaba, özellikle masalsı gölleri, derin kanyonları ve geniş dağ manzaralarıyla tanınıyor. Bizim konakladığımız otel odalarımızın balkonları da böyle geniş bir dağ manzarasına bakıyor. Akşam yemeği öncesi bu güzel Alp kasabasında yürüyüş yapıyor ve gerçek anlamda İsviçre’yi içselleştiriyoruz.

Sabah kahvaltı sonrası Bernina Ekspresine binmek üzere Chur’a hareket ediyoruz. 15. Vagondaki koltuklarımıza yerleşiyoruz ve tren İsviçre dakikliğiyle tam saatinde kalkıyor.

Bernina Ekspresi detaylarını bir önceki İkonik bir tren yolculuğu; Bernina Ekspresi yazımda okuyabilirsiniz.

Yaklaşık 4,5 saatlik doğanın ve İsviçre Alplerinin kucağında yolculuk sonrası Kuzey İtalya’nın kasabası Tiranoya iniyoruz. Konaklayacağımız Como Gölünün kıyısındaki Lecco kasabasına geçiyoruz. Lecco’yu anlatımı bir sonraki yazıya bırakıp Lecco^dan tekrar İsviçre’ye geçip Lugano kentini ziyaret ediyoruz.




Lugano, İsviçre’nin güneyinde, İtalya sınırına komşu olan Ticino kantonunun en büyük şehridir. Lugano gölü kıyısında yer alan şehir, İsviçre disiplini ile Akdeniz yaşam tarzını ve mimarisini mükemmel şekilde harmanlayan, İtalyanca konuşulan büyüleyici bir merkezdir. Şehirde palmiye ağaçları, Akdeniz iklimi İtalyan mutfağı ve sıcak bir atmosfere sahip. Sokak kafeleri, rengârenk binaları – özellikle somon rengi hâkim – ve trafiğe kapalı tarihi merkeziyle klasik bir İsviçre kentinden oldukça farklı bir ruha sahiptir.

Lugano Gölü kenarındaki yürüyüş kordonu ve subtropikal bitkilerle dolu Parko Ciani parkı şehrin en keyifli noktaları arasında.

Eski Şehir, Piazza della Riforma meydanı etrafında şekillenen dar sokaklar; şık butşkler, tarihi restoranlar ve Santa Maria Degli Angioli Kilisesi gibi rönesans dönemine ait önemli yapılarla dolu.

Lugano gezimiz sonrası konakladığımız Lecco’ya dönüyoruz.

 Temmuz 2026

Yazı ve Fotoğraflar:

Mehmet Cengiz TÜMER

 

27 Temmuz 2026 Pazartesi

İKONİK BİR TREN YOLCULUĞU: BERNİNA EKSPRESİ

 

İKONİK BİR TREN YOLCULUĞU: BERNİNA EKSPRESİ

Ölmeden önce yapılacaklar listemden bir maddeyi daha hayata geçirmek için İsviçre’deyiz. Yolculuk öncesi kalkış istasyonumuz Chur’dan yarım saatlik mesafedeki kayak merkezi Flims’te konaklıyoruz. Flims dağlarla çevrili tipik İsviçre manzaralarını sunan küçük ama çok güzel bir kasaba. Konakladığımız otelimiz de farklı bir konsepte sahip, odaları muhteşem Alp manzarasına bakan; Allandme.

Sabah kahvaltı sonrası aracımızla Chur’a hareket ediyoruz. Hareket saatinden 15 dakika önce 15. Vagondaki yerimizi alıyoruz. Şanslıyı koltuklarımız gidiş yönüne göre sağ tarafta. Daha önce okuduğum bloglarda da sağ tarafta oturmayı öneriyordu. Tren İsviçre dakikliği ile tam 08.17 de hareket ediyor.

Bernina Ekspresi, İsviçre Alplerini İtalya’nın palmiyelerle dolu kuzeyine bağlayan, dünyanın en manzaralı ve ikonik tren rotalarından biri. Rhatische Bahn demiryolu tarafından işletilen bu kırmızı tren, devasa panoramik pencereleriyle yolcularına büyüleyici bir doğa seyri sunuyor.


Rota aslında iki hattan oluşuyor. Chur’dan başlayarak St.Moritz’e kadar olan Albula hattı 1898 – 1904 yılları arasında inşa ediliyor. Dört yıl sonra 1908 – 1910 yılları arasında da Tirano’ya kadar inen Bernina Hatları ekleniyor. Özel turistik “ Bernina Express “ markası altında ilk direkt seferler ise 1973 yılında başlamış.

Albula ve Bernina hatları üzerindeki bu demiryolu güzergahı, 2008 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesine alınmış. Dünyada bu statüye sahip üç demiryolu hattından biridir.

Bu demiryolu hattı tam bir mühendislik harikasıdır. Dişli çark sistemi kullanılmadan, sadece normal ray tutunmasıyla tırmanan dünyadaki en dik tren hatlarından biridir. Rota boyunca tam 55 tünel ve 196 köprü / Viyadük geçilir.


Chur’dan başlayıp İtalya’nın Tirano kasabasına kadar uzanan yolculuk yaklaşık 4 saat sürüyor. Bu güzergâh boyunca;

Chur 585 m. Deki başlangıç noktası,

St. Moritz, 1775 m.deki dünyaca ünlü lüks kayak merkezi,

Ospizio Bernina, 2253 m.de hattın en yüksek noktası,

Brusio, 780 m.de meşhur dairesel taş viyadük. ( Brusio Circular Viaduct ),

Tirano, 429 m.de Akdeniz iklimine ulaşılan son durak.

Rotanın öne çıkan simgeleri;

1.     Lanwasser Viyadüğü: 65 metre yükseklğinde, doğrudan uçurumdaki bir tünele giren kavisli devasa taş viyadük.



M     Morteratsch Buzulu & Lago Bianco: Karlı zirveler ve buzul göllerinin hemen yanından geçen yüksek dağ geçidi bölümü.




3.     Alp Grüm: 2091 m.de bir durak Tren burada kısa bir mola vererek harika fotoğraflar için fırsat veriyor. İstasyonun kendisi de doğal taştan inşa edilmiştir ve Piz Palu buzulunun manzarasını görür.



  Poschiavo Gölü: Dağlarla çevrili bu doğal rezervuar, deniz seviyesinden 962 m. Yükseklikte. Tren gezinti yoluna paralel ilerlerken, gerçekten uzanıp parlayan masmavi sularına dokunuyormuş hissini veriyor.

5.    Brusio Spiral Viyadüğü: Trenin dar alanda yükseklik kaybetmesini sağlayan 360derecelik ikonik dairesel taş viyadük.

Fotoğraf çekmeyi sevenler için küçük bir ipucu. Bernina ekpresin panoramik camlar açılmadığı için yansımalar fotoğraf kalitesini bozuyor. Yansıma olmadan çekim yapabilmek için pencereleri açılan hatta son iki vagonunun açkı vagon şeklinde olduğu aynı hattı kullanan regional trenleri de kullanabilirsiniz. Ben bir sonraki gidişimde muhtemelen bunu tercih edeceğim.

16 Temmuz 2026

Yazı ve Fotoğraflar:

Mehmet Cengiz TÜMER